kandırmaca

2013-09-05 00:25:00

kandırılmaya öyle açtık ki, önümüze konan ilk tabağa saldırdık. içinde ne var ne yok sorgulamadık. çünkü açtık. doyacağımızı sandık. iki elimizle birden lokmaları ağzımıza taşıdık. hatta çoğunu çiğnemeden midemize yolladık. kimbilir belki de içimizdeki o derin boşluğu doldurmaya çalıştık. kandırılmaya öyle açtık ki "bak bu benim yumuşak karnım" deyip en zayıf yanlarımızı gösterdik. kandırılmanın yol haritasını ellerimizle çizdik. kendi kendimize ihanetin mimarı yine kendimizdik. böyle mi olmalıydı? keşke olmasaydı. ama şimdi keşkeler isyan kokuyor. keşkeler yerine ahlar eyvahlar dile geliyor. günler geçiyor da geceler hiç bitmiyor. sanki zaman iliklerimize işliyor. geçer mi bu sancılar? elbet geçer çünkü hafızai beşer nisyanla malül der büyükler. eğer eski hataları unutmasa idik yüreğimize yeni acıları konuk alır mıydık? kalu belada verdiğimiz söze sadık kalsaydık o boşluğu beşerle doldurmaya çalışmazdık. hasılı kul olmanın sancıları can yakıyor. dağa yüklenmeye yükler küçücük bedenlerde taşınıyor. gönül zaman zaman aldığı yükün ağırlığını unutup derin hendekler atlamaya çalışıyor. beyhude arzuların sonucunda acı çeken yine kendi oluyor. ne denir ki ayette yazanın üstüne: insan zalimdir nefsine zulmeder Allah ise rahmet ve adalet sahibi yegane makam. O makama layık kul olma duasıyla... isyana kan-dırıl-mış bir gönül... Devamı

zaman değişti

2013-05-11 11:48:00
zaman değişti |  görsel 1

eskiden anneden utanılırdı. çocuk yaramazlık yapınca "anneme söylemeyin" diye yalvarırdı adeta. çünkü rahim sıfatıcın tecelli ettiği annenin hoşlanmadığı birşey yapmak, onun bir bakışına maruz kalmak onu kızdırmak çocuk dünyasının en kötü şeyiydi. oysa şimdi vakit değişti. çocuk yine anneden utanıyor. ama bu sefer sebep başka. sosyal hizmet uzmanının kendisine sorduğu soruya: " annem bana şunu yaptı, benim gözümün önünde bunlar oldu" diye anlatmaktan çekiniyor. annesini kötülemeyi o minik bedenine sığdıramadığı koca gururu kaldıramıyor. eskiden olduğu gibi anneden utanıyor çocuk! Devamı

kalite

2013-05-08 08:13:00
kalite |  görsel 1

eski kalite yok yazılanlarda. küpün içinde olmayınca ne sızar ki dışarıya? Devamı

yokluğunda

2013-05-07 00:37:00

http://www.youtube.com/watch?v=IkZxa7sFkXk   gidip el sallamak istiyorum boğaza. Beşiktaşa, Üsküdara. sanki bir gün döneceksin gibi umutla... Devamı

içimizdeki şeytan

2013-05-07 00:29:00

bazen bir müzik bazen bir kitap anlatır bizi. kimilerininki ucuz bir roman kimilerininki ansiklopedi. Sabahattin Ali nin bir eseri: içimizdeki şeytan, okuyalı bir iki gün oldu. Kitabı bitirdiğimde kafamdaki birçok soru işareti cevabını buldu. Kitaptaki ana karakterlerden Ömer Macide ye aşık olur ve evlenirler. aslında hem mizaç olarak hem de kültür yaşam tarzı ve sair kriterleri taban tabana zıttır. belki içinde oldukları zor şartların etkisi ile belki de damarlarını işgal eden duyguların tesiri ile yolları birleşir. cicim ayları denen sürede birbirlerine doyamazlar. ancak bu doyum fikri anlamda. hiç durmadan konuşurlar. neredeyse hiç susmazlar. her konuda benzer fikirler öne sürülmese de diğerinin onu ifade ediş tarzı bile ötekini cezbeder. geçen zaman içinde araya diğer insanlar girer. sosyal ilişkiler ve ortamlar içinde bu büyü bozulmaya başlar. diğer bir ifade ile gözlerindeki o pembe perde kalkar. ancak yine de toz konduramazlar. analiz ettikleri durumun yanlış değerlendirildiğini düşünüp hatayı kendilerinde arayıp "yok ya o böyle değil ben neler düşünüyorum" derken zaman gerçekle yüzleşme noktasına getirir onları. ömer hiçbir zaman düzgün bir hayat sürmemiştir. hayta bir karakter gününü gün etme yarını düşünmeme felsefesi ile hareket etmiş ve para kazanma kaygısı dahi gütmemiştir. ama aniden aldığı kararla aile babası olmak ona zor gelmiştir. hırsızlık yapmaya yeltenir ama utanır ağlar. gelip karısına da itiraf edemez. çünkü o zamaniçindeki şeytanı ifşa etmiş olacak ve macide onu sevmeyecek. ömerin macide ile evlenirken tek arzusu onun eksiklerini kapatacağı onu tam bir adam edeceği düşüncesidir. macide de ömerin bu halinin farkındadır ancak kend... Devamı

terazi

2013-04-29 06:43:00
terazi |  görsel 1

adalet terazisi her zaman sevgi-li-den yana ağır basar! Devamı

yazmak yada yazmamak işte bütün mesele bu

2013-04-28 20:41:00

Yazmaya tevbe etmiş gibi, kelimeler eski bir günah sanki. Unutulmak istenen ama yine de hafızada tekrar eden heceler   Bir yanda eski günahı yeniden yaşamanın hazzı, yıllanmış şarabı yudumlar gibi, diğer yanda vazgeçmeye yönelik can çekişen irade.   Arafta asılı kalmış kalem. Mürekkebin aklı karışmış, ne yana akacak bikarar. Noktalar konulmuş cümle sonlarına. Büyük harfler ayakta: “yaz bizi ey kalem. Bizim canımıza kıy ki kutsal bir gaye uğruna feda edilsin başlar. Var olsun yepyeni başlangıçlar.”   Öte yanda sükut kucak açmış beklemekte tüm şefkatiyle. Söz ülkesinde bitap düşen yüreğe merhem, bir şifa. Belki de panzehir kılığına girmiş zehrin ta kendisi. Farkında değil kimse.   Hasılı, yazmak da med cezirler arasında savrulup duran bir nimet. Kimi zaman bereketli topraklara düşen bir tohum. Kimi zamansa çölde kavrulan bir çekirdek sadece.   Ne diyelim? Yazacaklarımız hayra lisan olsun. Hayır yazacak isek kalem yeniden can bulsun. (amın) 13 haizran 2012 Devamı

alemi kitap

2013-04-29 06:39:00
alemi kitap |  görsel 1

bazen bir kitap bir film yada bir şarkı bile ele verir insanın iç dunyasını. kımılerınınki "ucuz bir roman*"dır kımılerınınki ansiklopedi. Devamı